23 Eylül 2009 Çarşamba
Reklam:Mastercard
uzun zamandır izlediğim en keyifli reklamı sizlerle paylaşmak istedim.bu üç arkadaş bana 2000 yılında buluşmak üzere sözleştiğimiz ilkokul arkadaşlarım semih-tahsin-hüseyin ve gökhan'ı hatırlattı nerdesiniz b'olum 9 yıl geçti:)
not:semtler,heryerdeler...
26 Ağustos 2009 Çarşamba
Nerde Kalmıştık ?...
West Ham United-Millwall/Carling Cup

biri premier lig diğeri division one ekibi iki takım taraftarı filmlere konu olan rekabetlerini carling cup mücadelesiyle sürdürmeye devam ettiler.maç esnasında west ham united taraftarının sahaya girmesiyle başlayan olaylar dışarıda iki grubun çarpışmasıyla devam etti ve millwall taraftarı olduğu belirlenen bir kişi komada iken hayatını kaybetti.bu mevzuların arada dağlar kadar lig farkının olması sebebiyle üzerinden çok sular geçeceği bir gerçek ancak ilk buluşmada kaldığı yerden devam edecektir.bu arada sahaya girenlerlele ilgili maçalrdan ömür boyu men cezası yoldaymış,geliyormuş.unutmadan maç normal sürede 1-1 uzatmalarda 3-1 West Ham lehine bitti:)





biri premier lig diğeri division one ekibi iki takım taraftarı filmlere konu olan rekabetlerini carling cup mücadelesiyle sürdürmeye devam ettiler.maç esnasında west ham united taraftarının sahaya girmesiyle başlayan olaylar dışarıda iki grubun çarpışmasıyla devam etti ve millwall taraftarı olduğu belirlenen bir kişi komada iken hayatını kaybetti.bu mevzuların arada dağlar kadar lig farkının olması sebebiyle üzerinden çok sular geçeceği bir gerçek ancak ilk buluşmada kaldığı yerden devam edecektir.bu arada sahaya girenlerlele ilgili maçalrdan ömür boyu men cezası yoldaymış,geliyormuş.unutmadan maç normal sürede 1-1 uzatmalarda 3-1 West Ham lehine bitti:)




02 Ağustos 2009 Pazar
Benim Formalarım-3
Newcastle United 2004-2005
bu forma için bi alan shearer fotoğrafı aradım lakin bula bula kolpa santiago munez resimleri bulabildim.2004-2005 sezonuna ait bu forma'nın bir değişik versiyonunu galatsaray'da çıkarmıştı açık ve koyu kırmızı renklerde o da güzel bir formaydı.


yeri gelmişken sir bobby robson'ı da analım.kanser tedavisi sonucu yaşamını yitirdi robson her ne kadar büyük başarıları ipswichle tatmış olsada yaşımız gereği kendisini newcastle'la anımsıyor ve yakıştırıyoruz.

bu forma için bi alan shearer fotoğrafı aradım lakin bula bula kolpa santiago munez resimleri bulabildim.2004-2005 sezonuna ait bu forma'nın bir değişik versiyonunu galatsaray'da çıkarmıştı açık ve koyu kırmızı renklerde o da güzel bir formaydı.


yeri gelmişken sir bobby robson'ı da analım.kanser tedavisi sonucu yaşamını yitirdi robson her ne kadar büyük başarıları ipswichle tatmış olsada yaşımız gereği kendisini newcastle'la anımsıyor ve yakıştırıyoruz.
Sercan Yıldırım Nereye?

bitti derken yeniden başladı sercan yıldırım mevzuatı,bu seferde manchester city'nin devreye girdiği iddia ediliyor ntvspor tarafından, kendisi malumunuz uzun zamandır alex fergusonun takibindeydi ancak şu an için manchester city'nin türkiyeye gelerek bu transferi sonlandırmak istemesi onları bir adım öne sokuyor bu yarışta.iki takımın transferlerdeki rekabetinin bir bursaspor oyuncusu üzerine olması ayrıca sevindirici. şahsım adına sercan'ın 1 yıl daha bursasporda kalması taraftarıyım daha sonra yurt dışına gitmesi kulübün prestiji,sercanın geleceği açısından son derece yararlı olacaktır. gönlüm tabiki manu'dan yani alex ferguspon'dan yana...
23 Temmuz 2009 Perşembe
West Ham United 1-1 Bursaspor

Avusturya kampının benim için en önemli günüydü,intertoto macerasından sonra şöyle friendly'de olsa bir ingiliz takımıyla maç yapmak,avrupa özlemimizi bi nebzede olsa dindirmiş oldu.
Devre arasında Bursaspor TV spikeri Burak Uçar'ın isteği ile bet sesleriyle i'm forever blowing bubbles'ı söyleyen ingiliz arkadaşlarada herşeye rağmen teşekkürleri sunmak gerek:)
West Ham United:Green-Faubert-Collins-Upson-IIunga-Collison-Jimenez-Boa Morte-Kieron Dyer-Stanislas-Cole
Değişiklikler:Stech-N'Gala-Spence-Lee-Savio-Hines-Edgar
Bursaspor:İvankov-Ali Tandoğan-Ömer-Tuna-Veli-Keçeli-Volkan Şen-Bekir Ozan-Hüseyin-Shin-Turgay Bahadır
Değişiklikler:Ozan İpek-Muhammet Demir-Yenal-Halil-Ramazan-Emre-Dani
Goller:dk3 Kieron Dyer-dk 54 Turgay Bahadır
14 Temmuz 2009 Salı
Benim Formalarım-2
semt hikayeleri: ofansif orta saha
tekrardan kırmızı-beyaz formayı giymenin heyecanı içinde çantamı sırtıma almış kulüp binasına doğru yol almaktaydım.kulüp binası derken hastane içerisinde bulunan içinde onlarca odanın bulunduğu bekar evi kompleksi tarzı bir yerden bahsediyoruz zira lig 2.küme haliyle takımda amatördü.odaya girdiğimde yılmaz hocanın makam koltuğunun değiştiğini farkettim.
-selamünaleyküm dedim.
-hoşgeldin.cevabını aldım...
hoca'nın:
-bu yeni takım arkadaşınız.
demesi bir an herşeyin eskisi gibi olmadığı,zamanla birlikte birçok şeyin değiştiği gerçeğini gösteriyordu.kanımca bir ben birde sezon sonu ülkesine gidip zamanında dönmeyen brezilyalılar bu şekilde karşılanıyordu,lakin benim gidişim baya bir uzun sürmüştü.içerideki yeni yetme topçuların bana içten içe rakip gözüyle bakması yüzlerinde ki "tipiği s.ktğimin" bakışıyla açığa çıkıyordu... "hepimizin amacı takımı layık olduğu yere getirmek" , "forma savaşı takımın yararına olacaktır" hatta "yuvama döndüğüm için çok mutluyum" gibi futbolcu jargonundan kalıplaşmış bir iki cümle kurmak istedim lakin ortamda oluşan hava bu coşkumun yitip gitmesine neden olmuştu.çetin bir forma savaşı olacaktı belli ki...
uzun zaman sonra gerçekleşen ilk idman öncesi dağıtılan ve üzerinde "ves elektronik" yazan tişörtlerden almaya bile çekinir hale gelmiştim.takımda tanıdığım tek kişi olan osman'ın:
-al oğlum niye bakıyosun?
sözlerine,
-çocuklar alsın bi oğlum biz yabancı değiliz...
tarzı,ağzımdan belirli belirsiz bir şekilde çıkıveren bu cümleler osmanın gülmesine neden olmuştu.
-al oğlum bunlar harbi penye yatarken falan hiç terletmiyor.
demesiyle osmanın takımın en eskisi olmasına rağmen neden hala kaptan olamadığı düşüncesi kafamda şekillenmiş,taşlar yerine oturmuştu...
***
hocanın idman boyunca bana karşı takındığı tavır canımı bir hayli sıkmıştı.gözüne girmek için elimden geleni yapmama rağmen bir türlü ağzından bana "aaferinnn","bırravooo" gibi yankı yapacak seviyede yüksek sesle gaza getirici kelimeler dökülmüyordu ama bunun sadece bana yapılması canımı bir hayli sıkmıştı,bir yandan lastiği gevşeyen şortumu kontrol ederken bir yandan var gücümle çalışıyordum ancak yıllar sonra hocanın gözüne girmek kolay olmamıştı.
idmanlarda ki bu güç durum kadroya girememe ile devam ediyor maçlarda zoraki bulunma soyunma odasında eşyaların başında bekleme gibi tırt görevlerle takımın neşe kaynağı malzemecisi olma yolunda taçlanmıştı.bıyık bırakma isteğide malzemecilikle bünyede önlenemez bir hal almıştı...
kısa bir süre sonra takımdan ikinci kez ayrılmaya karar vermiştim.bu kararımı evdekilere "hoca bana taktı" kalıbıyla açıklama düşüncesindeydim.çok ısrar edilirse duygusal insanlar olduğumuzdan dem vurup arjantin ve brezilya örnekleriyle kırılgan ve hassas yanımı,kulüpten sessiz sedasız ayrılmamda makul bir sebepmiş gibi gösterecektim.bu kararımda şüphesiz hocanın takıma harçlık dağıtırken beni es geçmesi de etkili olmuştu.ofansif orta saha oyuncusunun bu denli yalnızlığa itildiği bir kulüp daha yoktur arkadaş!...
bir kaç gün sonra takımı bıraktığım hatta terkettiğim anlaşılmış yılmaz hoca arkamdan ves elektronik yazılı tişörtü alması için eve osmanı yollamıştı.ipler kopmuştu yani...
kulübe bir daha geri dönmemek üzere ayrıldım,futbola olan tutkum kah halı sahada,kah televizyon karşısında,kah bir gelir kapısı olarak iddaa bayilerinde devam ediyordu.akıbetimi soranlara "kısmet değilmiş" "belki de benim için hayrlısı budur" zoraki kaderciliğiyle cevaplar veriyordum.
-selamünaleyküm dedim.
-hoşgeldin.cevabını aldım...
hoca'nın:
-bu yeni takım arkadaşınız.
demesi bir an herşeyin eskisi gibi olmadığı,zamanla birlikte birçok şeyin değiştiği gerçeğini gösteriyordu.kanımca bir ben birde sezon sonu ülkesine gidip zamanında dönmeyen brezilyalılar bu şekilde karşılanıyordu,lakin benim gidişim baya bir uzun sürmüştü.içerideki yeni yetme topçuların bana içten içe rakip gözüyle bakması yüzlerinde ki "tipiği s.ktğimin" bakışıyla açığa çıkıyordu... "hepimizin amacı takımı layık olduğu yere getirmek" , "forma savaşı takımın yararına olacaktır" hatta "yuvama döndüğüm için çok mutluyum" gibi futbolcu jargonundan kalıplaşmış bir iki cümle kurmak istedim lakin ortamda oluşan hava bu coşkumun yitip gitmesine neden olmuştu.çetin bir forma savaşı olacaktı belli ki...
uzun zaman sonra gerçekleşen ilk idman öncesi dağıtılan ve üzerinde "ves elektronik" yazan tişörtlerden almaya bile çekinir hale gelmiştim.takımda tanıdığım tek kişi olan osman'ın:
-al oğlum niye bakıyosun?
sözlerine,
-çocuklar alsın bi oğlum biz yabancı değiliz...
tarzı,ağzımdan belirli belirsiz bir şekilde çıkıveren bu cümleler osmanın gülmesine neden olmuştu.
-al oğlum bunlar harbi penye yatarken falan hiç terletmiyor.
demesiyle osmanın takımın en eskisi olmasına rağmen neden hala kaptan olamadığı düşüncesi kafamda şekillenmiş,taşlar yerine oturmuştu...
***
hocanın idman boyunca bana karşı takındığı tavır canımı bir hayli sıkmıştı.gözüne girmek için elimden geleni yapmama rağmen bir türlü ağzından bana "aaferinnn","bırravooo" gibi yankı yapacak seviyede yüksek sesle gaza getirici kelimeler dökülmüyordu ama bunun sadece bana yapılması canımı bir hayli sıkmıştı,bir yandan lastiği gevşeyen şortumu kontrol ederken bir yandan var gücümle çalışıyordum ancak yıllar sonra hocanın gözüne girmek kolay olmamıştı.
idmanlarda ki bu güç durum kadroya girememe ile devam ediyor maçlarda zoraki bulunma soyunma odasında eşyaların başında bekleme gibi tırt görevlerle takımın neşe kaynağı malzemecisi olma yolunda taçlanmıştı.bıyık bırakma isteğide malzemecilikle bünyede önlenemez bir hal almıştı...
kısa bir süre sonra takımdan ikinci kez ayrılmaya karar vermiştim.bu kararımı evdekilere "hoca bana taktı" kalıbıyla açıklama düşüncesindeydim.çok ısrar edilirse duygusal insanlar olduğumuzdan dem vurup arjantin ve brezilya örnekleriyle kırılgan ve hassas yanımı,kulüpten sessiz sedasız ayrılmamda makul bir sebepmiş gibi gösterecektim.bu kararımda şüphesiz hocanın takıma harçlık dağıtırken beni es geçmesi de etkili olmuştu.ofansif orta saha oyuncusunun bu denli yalnızlığa itildiği bir kulüp daha yoktur arkadaş!...
bir kaç gün sonra takımı bıraktığım hatta terkettiğim anlaşılmış yılmaz hoca arkamdan ves elektronik yazılı tişörtü alması için eve osmanı yollamıştı.ipler kopmuştu yani...
kulübe bir daha geri dönmemek üzere ayrıldım,futbola olan tutkum kah halı sahada,kah televizyon karşısında,kah bir gelir kapısı olarak iddaa bayilerinde devam ediyordu.akıbetimi soranlara "kısmet değilmiş" "belki de benim için hayrlısı budur" zoraki kaderciliğiyle cevaplar veriyordum.
10 Temmuz 2009 Cuma
yök'ün büyük icraati...
emekli maaşlarına yapılan %1,83'lük zamın ardından haber türk'ün emeklilerle yapılan röportajın genelinde bi kara mizah hakimdi.yarım saat boyunca izlemiştim sokak röportajını ve enfes yorumlar vardı.ülke halkı hakettiğini alamıyor maalesef,yıllarca çalışıp didinen insanlar mezarda emekliliğe,üç kuruşa layık görülüyor.zor bir durum hakikattende.babam da emekli ve onun artık bu konuda yorum bile yapmaması durumu özetliyor,asabiyet sebebi oldu bu emekli maaşlarının zam oranları...
derken bir haberde yök'den geldi,harç denen öğrenci sömürüsüne özellikle ikinci öğretimlerde %500'e varan zamlar yapılmış.ilk önce olay gazetesinde okudum haberi inanamadım daha sonra görsel yayınlarlada teyit etmiş olduk.bu saatten sonra tıpkı emekli maaşı gibi yapılan bu zam hakkındada insanlar konuşamayacak zira ikisinin de ortak yönü şaka gibi olması...
bugün okulunu bırakma durumuna gelecek öğrenciler olacaktır,bu mümkündür harç ödemediği için sınavlara alınmayan öğrenciler mevcutken bu ütopya değildir.gerçekten üzücü bir durum yök öğrencinin aleyhine çalışan bir kurum olarak ilerlemeye son hızıyla devam ediyor bu zam haberinin üstüne yapılan ikinci icraat ise soruların katsayılarının arttırılması olmuş dolayısıyla daha kolay girilebilecek üniversiteye,bununla da kalmayan yök bölümlerin kontenjanınıda arttırarak daha çok öğrenci,daha çok para diyerek açtığı bu paketten tücar mantığıyla çalıştığını resmileştiriyor bir yerde...
derken bir haberde yök'den geldi,harç denen öğrenci sömürüsüne özellikle ikinci öğretimlerde %500'e varan zamlar yapılmış.ilk önce olay gazetesinde okudum haberi inanamadım daha sonra görsel yayınlarlada teyit etmiş olduk.bu saatten sonra tıpkı emekli maaşı gibi yapılan bu zam hakkındada insanlar konuşamayacak zira ikisinin de ortak yönü şaka gibi olması...
bugün okulunu bırakma durumuna gelecek öğrenciler olacaktır,bu mümkündür harç ödemediği için sınavlara alınmayan öğrenciler mevcutken bu ütopya değildir.gerçekten üzücü bir durum yök öğrencinin aleyhine çalışan bir kurum olarak ilerlemeye son hızıyla devam ediyor bu zam haberinin üstüne yapılan ikinci icraat ise soruların katsayılarının arttırılması olmuş dolayısıyla daha kolay girilebilecek üniversiteye,bununla da kalmayan yök bölümlerin kontenjanınıda arttırarak daha çok öğrenci,daha çok para diyerek açtığı bu paketten tücar mantığıyla çalıştığını resmileştiriyor bir yerde...
09 Temmuz 2009 Perşembe
Sinan Engin ve Lincoln Sorununa Çözüm Önerileri

yazın kötü yanı da bu maalesef,futbol adına en kısır günleri yaşıyoruz.kumandayla zaping yaparken gözümüz mütemadiyen geçmekte olan alt yazılarda... hava durumunu gördük mü hele ardından spor geleceğinden hemen mola veririz; "fransa bisiklet turu" "wimbledon" derken futbol iyice yok olmuştur,yazıktır futbola yaz geldiği zaman... (nasıl bir girizgahdır bu)
star'da efsaneleşmiş hadiselere imza atan serhat ulueren ve arkadaşlarının kanaltürkte yeniden hit olması pek muhtemeldir zira yaz-kış demeden devam ediyor abiler... kendileri topuz transferini masaya yatırırken amme hizmeti yaptılar bir yerde,bu arada çözüme dair legal önerilerde bulunan sinan engin'e de şaşırmıştık haliyle ama bu hafta kendisi özüne dönerek bombayı patlattı.
lincoln transferi ile ilgili iki müthiş öneride bulunan engin, göreve başlamadan manisaspordan neden kovulduğununda cevabını verir gibiydi...
engin'e göre;
-lincoln'ün galatsaray futbolcuları tarafından bir kez dövülmesi gerekiyormuş,bu göz dağının kampa zamanında gelmesi için yeter de artardı bile diyor.
-lincoln'ü ben olsam çağırırdım özel görüşmeye;"bak bu takımın böyle piskopat taraftarı vardır,ona göre..." derdim diyor ve gülüyor.
ilk maddeye takıldım doğrusu neden bir kez yani ikinci dayak ipleri daha mı gerer? anlamıyorum yemek tarifi gibi olmuş.pembeleşinceye kadar...
ikinci madde aslında tanıdık,kabul etmek gerek 90'larda bir çok kulübün yabancıyı yıldırma taktiklerindendir,buna tanık olduk ancak bu onu meşrulaştırmadığı gibi çağdışı yüz kızartıcı bir eylemdir bu yüzdendir ki bir çok futbolcuyla hala davalıktır takımlar ve yine bu da ülke imajını zedelediğinden bir çok futbolcunun türkiyeye sıcak bakmama nedenidir...
27 Haziran 2009 Cumartesi
Benim Formalarım-1
hiç olmadılar...
duygusal bir giriş oldu ama gerçekten öyle.bahsi geçen/geçecek formalardan çoğuna sahip olmadığımdan zaman zaman iç geçirme ile avutuyorum kendimi..
bu formalardan ilki 96 yılında babamdan istediğim resimdeki juventus deplasman forması,lakin bu yıllar korsan ürünlerin gelişmemiş olması,orjinalinin dahi bulunmaması gibi durumlar hesaba katıldığında varın siz düşünün babanın durumunu...
hala arıyoruz bu formayı:)

duygusal bir giriş oldu ama gerçekten öyle.bahsi geçen/geçecek formalardan çoğuna sahip olmadığımdan zaman zaman iç geçirme ile avutuyorum kendimi..
bu formalardan ilki 96 yılında babamdan istediğim resimdeki juventus deplasman forması,lakin bu yıllar korsan ürünlerin gelişmemiş olması,orjinalinin dahi bulunmaması gibi durumlar hesaba katıldığında varın siz düşünün babanın durumunu...
hala arıyoruz bu formayı:)

22 Haziran 2009 Pazartesi
Prison Break

Prison Break bitti,bir efsane olarak mazide yerini alacak şüphesiz biterken biraz üzsede,bu senaryonun bu şekilde sonlanması sürpriz sayılmazdı...
dizi çok acayip şekilde ilerledi kızdığımız adamları sevdik,zaman zaman abartılı geri dönüşlerde "yok artık" dedik ama tatlıydı... biz her mevzudan sıyrılan scofield'ı çok sevdik...
Michael Scofield:ölmesi çok üzdü şahsımı,toparlanmakta zorluk çekiyorum.abisi uğruna verdiği mücadelede takdir ettik hep, o mükemmeliyetçiliği,çok yönlü düşünmesi unutulmaz elbet.jr.scofield kendisine çok benziyor,yolunda ilerliyor...
Sara Tancredi:Dimağımızda kaynanasını öldüren yeni gelin olarak kalacak bu yönüyle bizim üçüncü sayfamıza çok yakışan bir son olsada onunda kapıyı açık bırakması generalin dediği gibi bir çok şeyi peşinde getirdi.yengemizsin...
Lincoln Burrows:Linc işte ne denebilir ki,deli fişek her mevzuya düşünmeden daldı belki en mantıklı sözleri son 5 yılda iki kere tuzağa düşürülmesi konusundaki özeleştirileriydi,süper bir amca olacağı kesin...
Alexander Mahone:En zeki ajanlardan birinin daha sonra bu kadar kadir,kıymet bilir bir hal alacağı aklıma gelmezdi.delikanlı adammışsın alex yalnız son sahneler olmadı reis, pam pam dedin gittin yine şirkete bulaştın...
Theodore Bagwell:Hacı sen tam olarak hakettiğini aldın,ne bileyim bu kadar satışın sonunun bu şekilde bitmesi doğaldır bence hapise düşmesen kendini boşlukta hissedecektin,mevzu yok,atraksiyon yok... iyi oldu galiba...
Fernando Sucre:Alem böyle bir delikanlı daha görmemiştir herhalde papi seni unutmak mümkün değil,geri döneceğini yazmıştım bir kenara.sonunda istediğin gibi temiz bir hayata kavuştun...
o değilde bi wyatt vardı noldu ona...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



